George Perec - Uyuyan Adam



İşte bu yüzden ağaç senin gözünü kamaştırıyor, seni şa şırtıyor ya da dinlendiriyor; ağaç kabuğunun ve dalların, yap .rakların bu kuşku götürmez, kuşkulanılmaz gerçekliği yüzün den. Hiçbir zaman bir köpekle birlikte dolaşmaman da bu yüzden belki, çünkü köpek sana bakar, yalvarır, seninle konu şur. Minneuen yaşarmış gözleri, dayak yemiş köpek havalan, sevinçli köpek zıplayışlan, ona, o aşağılık evcil hayvan statü sünü vennen için seni durmadan zorlar. Bir köpek karşısında yansız kalamazsın, bir insanın karşısında da öyle. Oysa bir ağaçla hiçbir zaman diyaloğa girmezsin. Bir köpekle karşı karşıya yaşayamazsın, çünkü köpek, her an, senden onu ya şatmanı, beslemeni, okşamanı, ona uygun bir insan olmanı, efendisi olmanı, onu anında yere yatıracak o köpek ismini gürleyen Tanrı olmanı isteyecektir. Oysa ağaç senden bir şey istemez.)'Köpeklerin Tanrısı, kedilerin Tannsı, yoksulların Tanrısı olabilirsin, elinde bir tasma, biraz ciğer, biraz servet olması bunun için yeterlidir, ama asla bir ağacın efendisi ol mayacaksın. Kendin de bir ağaç olmayı istemekten başka bir şey yapamayacaksın.

İnsanlardan nefret ettiğin anlamına gelmez bu, ne diye onlardan nefret edesin ki? Ne diye kendinden nefret edesin ki? Keşke insan türüne ait olmak, o dayanılmaz ve sağır edici gürültüyü de beraberinde getinneseydi; keşke hayvanlar aıe minden çıkıp aşılan o birkaç gülünç adımın bedeli, sözcükle rin, büyük tasanlann, büyük atılımların o dinmek bilmeyen hazımsızlığı olmasaydı ! Karşı karşıya getirilebilen başparmaklara, iki ayak üstünde duruşa. omuzlar üzerinde başın ya nm dönüşüne fazla ağır bir bedel bu. Yaşam denen bu kazan, bu fınn, bu ızgara, bu milyarlarca uyan, kışkırtma, tembih, coşkunluk, bu bitmek bilmeyen baskı ortamı, bu sonsuz üret me, ezme, yutma, engelleri aşma, durmadan ve yeniden baş tan başlama makinesi, senin değersiz varoluşunun her günü nü, her saatini yönetmek isteyen bu yumuşak dehşet.

Pek yaşadın denemez, oysa her şey çoktan söylendi, çok tan bitti/Topu topu yirmi beş yaşındasın, ama yolun çizilmiş bile. Rollerhazır, etiketler de: Bebekliğindeki oturaktan yaşlı lığındaki tekerlekli sandalyeye varana kadar oturulacak tüm yerler orada durmuş sıralarını bekliyorlar. ·serüvenlerin öyle iyi betimlenmiş ki, en şiddetli isyan bile kimsenin kılını kıpır datmayacakıır. Sen istediğin kadar sokağa çıkıp insanların şapkalannı başlarından uçur, başına iğrenç şeyler tak, çıplak ayakla yürü, bildiriler yayınla, önüne çıkan bir kapkaççıyı ge çerken kurşunla, boşuna, bir işe yaramayacak: Düşkünler yur dunun yatakhanesinde yatağın çoktan yapılmış. lanetli şairler sofrasında yerin aynlmış. Sarhoş Gemi, sefil mucize: Harrar• bir panayır eğlencesi, turistik bir gezidir. Her şey öngörüldü, her şey en ufak aynntısına kadar hazırlandı: büyük aşklar, so ğuk alaycılık, ıstırap, bolluk, egzotizm, büyük serüven, umut suzluk. Sen ruhunu şeytana satmayacak, ayaklannda sanda letlerle gidip kendini Etna'ya atmayacak, dünyanın yedinci harikasını yıkmayacaksın. Ölümün için her şey çoktan hazır: Seni öldürecek top güllesi çok uzun zaman önceden eritilip döküldü, tabutunun peşinden ağlayacak olan kadınlar çoktan tutuldu.

En yüksek ıepelerin doruğuna ne diye tırmanasın ki, son radan inmek zorunda kalacak olduktan sonra; inince de, yaşa mını oraya nasıl çıktığını anlatarak geçirmemen mümkün mü�e diye yaşar gibi görünesin ki1'Neden sürdüresin? Ba şına gelecekleri şimdiden bilmiyor musun sanki? Olman gere ken her şeyi daha önce olmadın mı: anasına babasına Hiyık bir oğul, küçük cesur izci, daha iyisini yapabilecek iyi bir öğren ci, çocukluk arkadaşı, uzak kuzen, yakışıklı asker, yoksul genç adam? Biraz daha gayret etsen, hatta buna bile gerek yok, birkaç yıl daha geçse, orta sınıftan, değerli bir meslektaş olacaksın. İyi koca, iyi baba, iyi. Eski tüfek. Tıpkı kur bağalar gibi, toplumsal başannın küçük basamaklarını bir bir tınnanacaksın. Geniş ve çeşitlilik gösteren bir yelpaze için den, arzulanna en uygun düşen kişiliği seçebileceksin, tam senin ölçülerine göre titizlikle biçilmiş olacak. Nişan verile cek mi sana? Kültürlü mü olacaksın? Ağzının tadını iyi bilen biri mi? Böbrek ve kalp uzmanı mı? Hayvan dostu mu? Boş saatlerini akortsuz piyanonda, sana hiçbir zarar vermemiş olan sonatları katletmekle mi geçireceksin? Yoksa, sallanan bir koltukta, kendi kendine yaşamın iyi yanları da olduğunu tekrarederek pipo mu içeceksin?

Dünyanın karşısında, kayıtsız kişi ne cahildir ne de düş man. Niyetin okumazyazmazlığın sağlığa yararlı keyfini ye niden keşfetmek değil, okurken, okuduklarına hiçbir ayrıcalık tanımamaktır. Niyetin çınlçıplak gezmek değil, ille de özenli ya da bakımsız olmak anlamına gelmeyecek bir şekilde giyin mektir; niyetin kendini açlıktan öldürmek değil, sadece bes lenmektir. B u hareketleri alabildiğine masum bir tavırla harfi harfine yerine getirmek değil istedigin -çünkü masumluk çok kuvvetli bir terimdir- sadece, en basitinden, bu "en basitin den"in bir anlamı olabilirse eğer, istediğin şey bu hareketleri yansız, apaçık, her tür değerden, özellikle de işlevsellikten kurtulmuş -çünkü işlevsellik değerlerin en kötüsü, en sinsisi, en tehlikelisidir- aşikar, gerçek, değiştirilemez bir yere bırak maktır. Okuyorsun, giyiniksin, yiyiyorsun, uyuyorsun, yürü yorsun demek dışında söylenecek bir şey olmasın; bunlar bi rer davranış, birer hareket olsun; birer kanıl, birer değiş tokuş aracı değil. Giyimin, yiyip içtiklerin, okudukların senin adına konuşmayacaklar artık, onlar sayesinde karşındakinden daha açıkgöz davranamayacaksın artık. Seni temsil etmenin o yi yip bitiren, çekilmez, öldürücü görevini bunlara bırakmaya caksın.

Yaşamını bir saat gibi kuruyorsun, sanki kendini kaybet memenin, tamamen dibe batmamanın en iyi yolu kendini gü lünç işlere vermek, her şeyi önceden kararlaştırmak, hiçbir şe yi rastlantıya bırakmamakmış gibi. Yaşamın, tıpkı bir yumur ta gibi dışa kapalı, pürüzsüz, yuvarlak olsun; hareketlerin her şeyi senin adına kararlaştıran, seni sana rağmen koruyan de ğişmez bir düzen tarafından saptansın.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Broken vows...

Evrensel kanunlar...

Karl Marx'tan Cümleler...